Archive for Ekim, 2011

siyah beyaz

Posted on Cuma, Ekim 28th, 2011 at 08:17

bugün de minik misafirimizden bahsedicem. dün bi kontrol için hastaneye gitmem gerekiodu. ordan sora da bankaya uğrayıp eve dönücektim. hastane yolun bi tarafında banka da yolun karşısında az ilerde. hastanenin ordan karşıya geçtim bankaya doru yürüorum, bi ağaçvari bi varlığın dibinde, yaralı gibi, diil gibi, sadece oraya yerleşmeye çalışır gibi, hareket etmekte zorlanıo gibi yavru bi kedi gördüm. dedim ki gidiim bankaya dönüşte bakiim nesi var. banka iki adım soraydı zaten. hallettim işimi geri dönüorum, unutmuşum hatta kedicii o arada :) baktım bizimki kaldırımda kenara doru yürümeye çalışıo ama arka ayakları sürüklüo. hiç düşünmedim, durmadım bile nerdeyse bakmak için, eğildim aldım yerden ve eve doru yolculuumuza başladık. siyah beyaz, kir pasak içinde yaklaşık 3 aylık kadar, çiroz bi velet… yatırdım koluma doru, hiç sesini çıkarmadı. konuşa konuşa gittik eve.

evde bizi sofi beklio tabii :D kuzucum soficim yine kötü kötü bakışlar attı bana :D artık bıktı üstüne kuma gelmesinden :D küçük odamıza yerleştirdik yeni misafirimizi. kumunu, sütünü, yemeğini koydum, biraz takip ettim napıo die. kumunun ne işe yaradıını öğrettim. pek de akıllı minik kuş hemen anladı, işini yaptı bile :D

benim çıkmam lazımdı bu arada. fıstığın yanına sıcak su koydum, odasının kapısını kapattım, sofiden koruma amaçlı, çıktım evden. aklım hep piside… akşama döndüümde mini mini pisicii soktum lavaboya sıcak suyum altına bi güzel yıadım pakladım. meer tüyleri siyah gri diil siyah beyazmış :P mis gibi oldu. head&shoulders kokuo o da artık sofi gibi :D bu arada eve güzel haberlerle döndüm. öğrendim ki akşama bizim apartmana bi veteriner misafirliğe gelicekmiş. ayarladık hemen komşumla, uygun bi zamanda aldım pisimi çıktım, kontrol ettirdik bize göre çocuk doktorumuza :D penisilin vurucaklar yafruya, biraz da vitamin… sora iileşince kuduz aşısı, parazit bakımları vs hepsini yapıcaz inşallah :)) doktor kontrolünden sora eve döndük, geçtik yine odamıza. hemen sıcak suyumuzu tazeledik, bi de patates haşladık, süt yasaklandı, yağlı şeyler yememesi gerekiomuş. kuzucuk kendi başına yatar pozisyona geçemiodu canının acısından. yatırdım şişenin yanına sevdim biraz. mırıl mırıl uyudu. sabah uyandıımda çok şeker kıvrılmış uyuyodu şişenin yanında :))

bugün yarım gün mesai var. bitse de gitsek kıvamında geçio herkes için. bitse koşucam hemen bi pet shopa bakıcam pire için bi malzemeleri var mı die :D sora da böle sarıp sarmalayıp sevmek istiorum şeker pisicii :D seviorum bu veletleri.. evde bi sürüsü olsa çok mutlu olurum sanırım :D:D

can işte…

Posted on Salı, Ekim 25th, 2011 at 13:31

hasılı kelam canım çok sıkılıo azizim. işim varken ayrı dertleniorum, yokken ayrı. danışanım olunca yetersizlik hissi kemirio içimi, olmayınca da uyumak isteyip de uyuyamamak… habire şirinler köyüme magic blueberries ekip biçiorum. üç defa daha ekicem sora paydos…

bi de içimde bi huzursuzluk. hapsedilmişlik hissi… diorum ki bırak işi nie bu kadar zorluosun kendini?!.. ama birazcık biriktirsem, kenara azıcık bişiler koysam daha ii olur diorum, vazgeçiorum. yani zaten bi seneye tamamliyamicam. ki burda olsaydık da ben kesin pes ederdim. çok zor iş bu çalışmak yaa. uyumak istiorum ben. şu yeni açılan spor salonunda mesela danışan görsem ne kadar rahat olur. sabahın 8inde ve her gün geliceksin dien de olmaz. gelen oldukça giderim. ama tabi o zaman da ne kadar ekmek o kadar köfte hesabı, kenara bişi koyamam. yani burası istanbul diil ki seansına 130 fln alasın. eer öle olsaydı bi dk düşünmem istifa ederdim. bak bi hesap yapalım. seans ücretinin bi kısmını mekana bıraktıımızı hesap edelim. 90 terapiste kalsın 40 mekana… her danışanı ayda 4 kere görüoruz. kişi başı ayda 360tl bırakıo. 5 danışanım olsa istifa etmemek delilik olur. 8-5 çalışmak çok sıkıcı. hayır ben öle kaynaşan muhabbet ehli bi adam diilim ki. millet vıcık vıcık muhabbette. ben selamlaşıp hal hatır sormaktan öteye geçmiorum. hanımlarla bile çok nadir söze katılıorum. eh hal böyleyken de uykum gelio :) dantel başladım işte yine :) raf örtüsü…

serranın alternatif gardırobuna takılıorum :) her gün yazıodu ama bugün o da yazmadı. depremden sora herkeste bi durgunluk hasıl oldu. keyfimiz kaçtı. düşünmemeye çalışıoruz çoğumuz belki ama bilioruz ya orda zor durumda insanlar, bilfiil düşünmesek de canımızı sıkıo yaa…

ben artık bi semt belirleyip ev bakmak istiorum. hatta böle sürpriz gibi, hediye gibi yeni güzel şirin ve temiz bi evi şıppadanak bulmak istiorum. sora o eve tüller perdeler, kanepeler halılar, kütüphaneler, dolaplar almak istiorum. sora o dolapların içlerine cici cici örtüler diktirmek istiorum. yemek takımlarımı yerleştirip, kaşık çatallarımı tek tek parlatmak istiorum. iğne oyalarımı salona serip taaa ne zamanlarda aldıım aksesuarları bir bir yerleştirmek istiorum.

tabaklarımı oturma odamın duvarlarına bir bir asmak istiorum. yatak odama şifonyerin üstüne, evlenmeden azıcık önce aldıım zarif, minik, işlemeli örtüleri örtmek ve minik takı kutuları aksesuar askıları falan dizmek istiorum. kremlerim, parfümlerim makyaj malzemelerim böle dizi dizi dursunlar istiorum.

bütün bunları yerleştirip, dizip bitirdikten sonra da şöle her gün bi misafirimle; bi gün rümeysayla, bi gün annemle, bi gün ablamla, bi gün sabayla :) bi gün bi gün derken her gün kahve keyfi yapmak istiorum. artık. yerleşik düzen ve gerçek bi yeni evli evine sahip olmak istiorum…

hasılı kelam burda canım çok sıkılıo azizim…

deprem

Posted on Pazartesi, Ekim 24th, 2011 at 10:49

twitter’da nası bi bilgi akışı olduunu hayranlıkla seyrediorum. önce dün enkaz altından twitler oldu. inşallah gerekli yerlere ulaşmıştır ve kurtarılmışlardır.sonra farklı bölgelerde kampanyalar başladı ve duyuruldu. hangi kargo şirketi, hangi otobüs firması yardımları götürür, nelere ihtiyaç var hepsini duyurdu bütün millet. şimdi firmalara baskı yapılmaya başlandı. ağanın eli tutulmaz hesabı, gösterin büyüklüünüzü gönderin ihtiyaçları diye.

ama bunların yanında içim yanıo düşündükçe. hava soğudu çok. gece eksilere düşüo sıcaklık. kurtulanlar idare eder bi şekilde bu yardımlarla ama enkaz altındaki insanlar… düşünsenize depremden sağ kurtulup, donarak bile ölebilirler. pazar günü öğle saati… kahvaltı sofrasının uzatmalarının tadını çıkarıolardı belki veya ödev yapıodu çocuklar. kader mi demeli… acizliğimize bi kanıt daha…

Best Van Tur (444 00 65) ve Van Gölü Turizm (444 65 65) telefon numaraları ile irtibat kurup, kıyafet ve yiyecek yollanabiliyor.

Erciş Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı: 0-432-351-59-06

Kızılay Yardım Hattı: 0 312-245-45-00, 0 312-430-18-14.

Kızılay, yardımda bulunmak isteyenlerin 168′i arayabileceğini de açıkladı.

AKUT: 2930′a AKUT yazan bir SMS mesaj ile AKUT’a 5TL katkıda bulunabilirsiniz.

Şişli Belediyesi (0212 288 75 76) Mavi Masa ile yarın sabah bir yardım daha çıkaracak.

kargo firmalarının ücretsiz gönderi aldıkları bilgisi de mevcut.

ayrıca google yeni bi hizmet başlatmış. arananlarla ilgili bilgi bankası oluşturuolar. http://turkey-2011.googlepersonfinder.appspot.com/

ufff çok fena yaa :((((

Posted on Pazartesi, Ekim 24th, 2011 at 09:29

rüyamda başbakanı gördüm bu gece. sofra kurduk, misafir ettik. samimiyiz, ama öle ilk kez bir araya gelio gibi diiliz. öle çok seviorum ki rüyamda, ona hizmet etmek çok huzur verici bi iş haline gelio. rahat ettirmek için elinden geleni yapıosun yine de emin olamıosun, öle bişi…